sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

genel gecer hikayeler. olmuslar. olmamıslar. olamamışlar.

 (devamı)

bu topluluğa katıl

(üyelik yönetici onayı ile)

yapış yapış!!

bu topluluğun son ahkam alan etiketleri

Neverland rss kaynağı

masal masal matitas!

kendi masalımıziçinde hapsolmuşuz. masalı bitiren son jeneriği ise onun elinde.
rabb*im sen beni bir peri olmaktan koru!

mermicek   18 Kasım 2010 22:37  

Koyu soğuk bir gecenin ertesi puslu bir sabahta yine günlük kovacalama için evinden çıktığında köşe başında hiç tanımadığı ama sevgiye susamış iiki göz ile göz göze geldi.
Hava birden daha bir soğumuş içi ürpermişti. Yerinden kıpırdayamadığını farketti. Bunun yanısıra çevredeki herkes ne onu ne de o seven iki gözü görüyordu. Ağır çekim gibi akıyordu çevre...
Sonra bir sızı hissetti küçük kadın.
Sırtında tatlı bir acı duydu. Yığılıp kaldı dizlerinin üstüne. Geldi iki göz, tuttu ellerinden...

mermicek   01 Nisan 2010 14:36  

Koca bir şehirde kendi başına kendi ile yaşayan bir kadın vardı. Küçük bir kadın. İki odalı evinde kendi ile yaşamak kimi zaman çok zor olurdu onun için. İşinden kalan zamanlarda evine kapatırdı kendini. Yemek yapar bedenini, çizgi film izleyerek içindeki çocuğu doyururdu. Kimseyi istemezdi evine. Orası onun mabedi idi.
Kendine kaldığı saatleri her zaman zevk verici olmazdı. Bazen nefesleri daralır kalbi atışlarını zayıflatırdı. Nabzını duyamazdı. Gözlerinden uyku akarken zihni uyursa uyanamayacağını anlatırdı çığlıklar ile. Böyle zamanlarda bir kucak isterdi. Çok uzun sürmezdi bu zamanları. Biraz su içer üstüne bir fırt pasiflora içer geçmezse biraz ağlar rahatlardı. Ağladıktan sonra uykuya dalmak kadar güzel bir şey olamazdı onun için.

mermicek   13 Şubat 2010 12:27  

İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...

Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...

Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...

Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...

İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...

Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...

Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...

O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...

Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...

Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...

Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...

Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam...

Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...

Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam...

Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...

Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...

Seninle ilgili planlar yapıyorsam...

Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam...

İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup 'Biz olsaydık böyle yapardık' diyorsam...

Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam...

Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...

Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...

Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

'Hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...

Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...

sibumi06   10 Ocak 2010 19:57  

vazgeçilmezi olan var mıdır acaba?

mermicek   11 Ocak 2010 19:45  

ne güzel bi topluluk. huzur buldum (C=

bbeejj   30 Aralık 2009 16:04  

sessizlikten değil mi :/

mermicek   01 Ocak 2010 20:53  

evet evet. neden öyle peki?

bbeejj   03 Ocak 2010 21:16  

sen de gitmişsin bak :/

mermicek   22 Ocak 2010 18:55  

püüü bizim suratımıza :/ halbuse ben bi cumhuriyet kurcektim bizlrden :/

mermicek   18 Aralık 2009 23:16  

yarın buraya karanlk bi masalla gelcem...

AdReAnnA   06 Aralık 2009 23:27  

oluuur :)

mermicek   06 Aralık 2009 23:46  

....

aslında korkmuorum..sorun olmaz dimi:)

Metamorphosis   07 Aralık 2009 00:05  

olmaz *-*

mermicek   07 Aralık 2009 00:15  

hiç hareket yok ama yöneticiler size diyorum yea. meta şaşkının yöneticilik istedin hani eee?

mermicek   06 Aralık 2009 19:48  

nası etiket eklenmiormu nası eklenmez yafu

Metamorphosis   02 Aralık 2009 00:30  

eklenmiyor işte :/

mermicek   03 Aralık 2009 09:50  

Dikkaaaat!! rss kaynağı

masal or hikaye !!!

BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hayatının sabahındaki bir genç, bir evde tek başına oturmuştu. Oturup, bir, pencereden yıldızlı gökyüzüne, bir, elindeki kadın resmine bakıyordu. Resmin çerçevesindeki renkler yüzüne yansımıştı. Kadının yüzünün resmi, onunla konuşup gencin gözlerini kulaklara çeviriyor gibiydi, onu, odada uçuşan ruhların dilini anlar hale getiriyor, kalbini aşkın ışığı ve hasretle dolduruyordu. Böylece bir saat, mutluluk düşünün bir dakikası ya da sonsuzlukta bir yıl gibi geçti. Sonra genç, resmi önüne koydu ve bir kağıtla kalem alıp yazmaya başladı: ''Sevgili ruhum: Büyük ve ulu sadakat, bir insanın varlığından diğerine konuşmaya geçemez, o daha çok, ruhlar arasındaki sessizliği kullanır yol olarak. Biliyorum ki, bu gecenin sakinliği, haberlere rüzgarın suyun üstüne yazdığından daha duyarlı olan ruhlarımız için bir haberci olacak. Tanrı'nın ruhlarımızı bedenlerimize hapsetmesi gibi, aşk da beni sözcüklerin tutsağı yaptı. ''Sevgilim, diyorlar ki, aşk tapınmayla her şeyi yıkan bir ateşe çevrilir. Artık anladım ki, ayrılma saati dünyevi olmayan yanlarımızın birleşmesine engel olamaz, çünkü ruhumun eşiyle, seninle ilk buluşmamız, bilinmeyen çağlardaydı ve senin o ilk bakışın, ilk bakış değildi aslında. ''Ah aşkım, gerçekten, başka bir dünyaya sürgüne gitmiş olan gönüllerimizin birleştiği o an, ruhun sonsuzluğunu ve ölümsüzlüğünü anlamamı sağladı. İşte o an, doğru düşünmeyen insanların doğruluğunun yüzündeki peçeyi yırtıp attı. ''Aşıkların gözüyle gördüğümüz bahçeyi hatırlıyor musun, sevdiğim? Ve bakışlarının, bana senin aşkını taşımasını. O bakışlar bana kendimi gösterdi ve anladım ki, kaynağı adalet olan bir dünya, kaynağı merhamet olan dünyadan daha büyüktür. Ve ayrıntılarla şekillenen aşk, bataklığın suyu gibidir. ''Benim önümde, aşkım, büyük ve güzel bir hayat var. Bir hayat ki, sonra gelen insanların anısında değerlenecek ve onlarda aşkı ve erdemi uyandıracak. Seninle buluşmamızla başlayan bu hayat, söz verdiğim gibi, ölümsüz olacak. Çünkü inanıyorum ki, senin varlığın, Tanrı'nın benden aldığı gücümü geri getirecek. Evet, toprağın çiçeklerinin ıtırını veren güneş gibi. Böylece, aşkım bana ve yıllara kalacak ve sana tapınmasıyla her yere yayılıp, küçük şeylerin üstüne çıkarak özgür olacak.'' Genç ayağa kalktı ve yavaşça odanın içinde dolaştı. Sonra tekrar pencereden baktı ve ayın yükselip, gökkubbeyi doldurduğunu gördü. Mektubuna dönüp tekrar yazdı: ''Affet beni, sevdiğim, çünkü seninle, başka biriymişsin gibi konuştum. Oysa sen, bensin. Tanrı'nın ellerinde buluşuncaya kadar, kaybettiğim öbür yarımsın: AFFET BENİ.''

AdReAnnA   28 Eylül 2010 15:29  

Huzur

Bir gün bir kral ama halkı tarafından sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar. Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir.

Resimlerden birisinde sakin bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim bakanları mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşündürecek kadar güzeldir.

Diğer resimde de dağlar vardır. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek resmi daha da sıkıntılı hale sokmaktadır. Dağın eteklerindeki bir şelale ise insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiştir. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek türden değildir.

Fakat kral resme dikkatli bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görür. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktadır. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva, harika bir huzur ve sükun örneği sunmaktadır izleyenlere....

Ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim... Kralın açıklaması çok da
uzun değildir:

Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının yada zorluğun bulunmadığı yer demek
değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir.
...

AdReAnnA   29 Mayıs 2010 00:09  

karanlıklar kraliçeM süpersin:) :*

mermicek   25 Aralık 2009 13:04  

hikayem nerde benm :/

AdReAnnA   09 Ocak 2010 11:21  

burda:))

mermicek   09 Ocak 2010 11:40  

göremeyince telaş oldum...daha sonunu yazcaktım ben onun,nereye kayboldu dedim,korktum ((:

AdReAnnA   09 Ocak 2010 12:13  

şiddetli bir yağmurun toprağı delip geçtiği,gmkyüzünün şimşeklerle delindiği bir geceydi...ağaçların bile dayanacak gücü kalmamıştı yağmurun şiddeti karşısında..ve o sıralarda,geceyi delen bir çığlık kopup düştü sessizliğin içine...kadının kanlı elleriyle sürünerek geçtiği topraklarda izler kanlı bir şekilde kalıyordu geride...
hem ağlıyor hem de acısından,nefretinden bağırıyordu kadın...ölüyor olmak değildi derdi,cezasız bırakma korkusuydu asıl içini yakan...
kendinden başka birinin daha kanı karışmıştı üstüne başına,derisine...yaralarındaki kana karışan bir başka kanın daha intikamı sorulmalıydı...direnmeliydi...alınacak canlar vardı...bu acı başka nasıl dinerdi ki?
...
(devamı yarın)
...

gözler kan çanağı....kan aksın yürekten..gözden aksın yaşlar...delinsin gitsin...hüzün dolsun kalbe..ve oraya yol alan en derin yara...orda ölsün.kalbin içinde ölsün...ve orada kalsın
Metamorphosis

AdReAnnA   11 Aralık 2009 02:01  

sürünerek iyice parçalanan dizlerinin bittiği anda bir kapıyı yumrukladı...yardım bekleyen ağlayan gözlerine merhamet etti yaşlı adam...gökgürültüleri içinde kıvranan geceye acısıyla eşlik ediyordu kadın...
sabaha durmuş olan yağmur,gri bulutların ardındaki sis ve dehşet gecesine dair izler...ve içten içe yanan bir istek;intikam!...
...
günler sonrası,hiç birşey anlatmadan kaldığı evden,yine hiç birşey söylemeden ayrıldı kadın...
yola çıkarken adama seslendi arkasından;bir kğıt uzatıp bu adamı bul dedi...neler olduğunu bilmediği halde nasıl anlamıştı adam niyetini,diye içinden düşündü kadın.teşekkür eder halde başını hafifçe eğip ayrıldı yaşlı adamın yanından...
şehre vardığında,birkaç kişiye elindeki kağıtta yazan ismi sordu.en sonunda birisi onu arka sokakalarda bir yere götürdü ve tahta,eski bir kapıdan içeri girmesini işaret ederek oradan uzaklaştı...kısa bir bakışmanın ardından elindeki kağıdı adama uzatan kadın beklemeye başladı...adam "tamam" anlamında başını hafifçe aşağı-yukarı indirip kaldırdı...
...
gerekli herşeyi temin ettikten sonra yola devam eden kadına gizlice eşlik etmeye başladı adam...
gitmek istediği yere vardığında geceyi bekledi...ve işte eski bir binanın kapısında,vücudundaki yaralarının,ölen çocuğunun sebebi adamlardan biri belirdi...sessizce takibe koyuldu...bir yandan da gözlerinin önünde dehşet anları canlanıyordu...iyice karanlık,ıssız bir yere geldiklerinde kadın usulca sokuldu avına doğru ve bir bağırışın ardından,yüzüne kanlar sıçramış halde kadın ayışığının altında belirdi...çalıların ardında izlendiğinden habersiz,ormana doğru hızla yürümeye başladı...
...

AdReAnnA   22 Aralık 2009 21:09  

gece bitmeden intikam bitmiş olmalıydı...geriye kalanların ardından yürümeye devam etti...son avına doğru ilerleyip gizlice izlemeye koyuldu...aklında hemen bir plan oluşturdu...son avının evinin açık bir penceresini fark edip ordan içeri girmek için hareket etti...
içeri girdiğinde bir başına sigarasını tüttüren leş kokulu adamın mum ışığındaki yüzünü gördü...sessizce arkasından yaklaştı...boğazına sardığı teli sıkıca kavramıştı.adamın sarhoşluğu kendisini kurtarmak için mücadele etmesini zorlaştırıyordu...bitkin bir teslimiyet yaşandı az sonra...hırs,öfke,acı dolu yüzüyle adama derin nefes alışlarıylabir kaç saniye bakıp oradan ayrıldı...tekrar ormana dönerken bir ses duydu...irkildiği yerde etrafına bakmaya başladı...karşısına çıkan adam,kendisine yardım eden,ismini sormayı aklına bile getirmediği kişiydi...
-neden beni takip ediyorsun?
-iyi iş çıkardın!
- ne demek bu?
-yani intikam diyorum hani...bir kadın için...başarılı...
-tamam yeter...
-gidiyor musun?
-neden merak ediyorsun?
-yok bişey...
-peki...hoşçakal...

ardına bakmadan yürümeye başladı kadın...ama adamın da onu takip ettiğini hissedince aniden durup arkasına döndü.tam ağzını öfkeyle açtığı sırada yüzüne müthiş bir acı indi...yere sırt üstü düştü...adam tam karşısında duruyordu...
-yanlış kişileri öldürdün...bebeğinin asıl katili bendim...toprağınıza el koyan...kocanın başını uçuran..bendim...ve senin de katilin...
...
müdesine saplanan şeyi görmedi ama her neydiyse dehşet verici bir sesin boğazını parçalayarak çıkmasına sebep olacak kadar keskin bir acı için yapıldığı kesindi...gözlerinin öününde beliren bebeği...kocası...intikamın şu dehşet gecesi...yavaş yavaş yerinden kıpırdamaya çalışırken son bir darbenin boğazına inmesiyle nefesi kesilmişti...kararan gözlerinden inen iki damla yaşla kaskatı kesildi...toprağa geçirdiği tırnaklarından,midesinden,ağzından,boğazından akan kan gölünün içinde tüm acılarıyla birlikte sonsuz uykuya daldı...
...

AdReAnnA   18 Ocak 2010 00:04  

O bunaltıcı ofis ortamından attı kendini dışarı. Tahammülü yoktu artık(!) kimseye... Bütün gün yalancı gülücükler saçmış, karşı cinse içinden sayısız küfürler eşliğinde cilve yapmıştı. İşi buydu. Müşteri memnuniyeti!!!

Nefret ediyordu bulduğu her fırsatı değerlendirmeye çalışan heriflerden.
Yaşına bakmayan tacizci müşteriler ve müşteri memnuniyeti!!!

Kaçar adımlar ile çıktı binadan. Eteğinin kısalığını umursamadan koştu arabasına...
Nefes nefese bindi. Son zamanlarda bir de panik atak musallat olmuştu çok gereği varmış gibi.

Nefes egzersizleri ile sakinleştirdi kendini. 10 saniye nefesini tuttu ve bıraktı. Daha iyiydi bir de şu yelloz etekten kurtulsa tam olacaktı. Çalıştırdı arabayı.
Sokağına geldiğinde evde yiyecek bir şey olmadığını hatırladı. O etekle ev dışında bir yere gitmeye daha dayanamazdı.
Park etti arabasını. Yine kaçar adım evine koştu. Apartmanın kapısı kitliydi.
Kahretsin!!! diye geçirdi içinden. Anahtarı son bir çaba ile bulup açtı kapısını. Giriş kattaki evine gelmişti işte. Kapıyı kapar kapmaz çıkarıp attı eteği. İnsan bir paçavradan bu kadar mı nefret eder diye düşündü.
Fahişelik yoktu ruhunda ondan zor geliyordu tüm bunlar biliyordu.
Bir an olduğu yerde durup küçük 1+1 ine baktı. Ne zorluklarla onun olmuştu. Bir yatak odası bir salonu bir banyosu ve bir amerikan mutfağı vardı onun olan...
Salonun duvarları şampanya sarısı idi. Duvarlarda kendine ait izlerin resimleri: fotoğrafları duruyordu. Camın kenarında lacivert iki kişilik kanepesi, hemen karşısında Tv. Küçük kırmızı bir masası tek kişilik iki küçük kırmızı koltuğu ve iki mor sandalyesi vardı. Evet tıkış tıkıştı ama onundu.

Gülümsedi evine. Üstünü değiştirmeye yatak odasına gitti. Bembeyaz duvarları gözlerini okşadı. Kiramit rengi yatak örtüsünün üstüne oturup biraz daha nefes egzersizi yaptı. Sonra üstünü olduğu gibi kirli sepetine fırlattı. Bir duş aldı alelacele uçuk mavi banyosunda. Temizlendi, arındı, huzurlandı...

Annesinin elbisesini geçirdi üstüne. Bol ve rahat...
Buzdolabını açtı. Bir parça beyaz peynir bir yumurta ve bir kaç domates ona el sallladı hayalgücünde. Gülümsedi. Aldı yumurtayı. Anneannesi gibi yapacaktı. Yağı kızdırdı. yumurtayı kırıp altını kıstı, üstünü kapadı. Pişmeye yakın kırmızı toz biberini serpti. Tepsisine doğranmış domatesini son parça peynirini ve tavası ile yumurtasını aldı. Gözleri dolmuştu. Bir atak daha geliyordu işte. Ama umrunda değildi. Gözyaşlarını yemeğine içecek yapıp yedi. Tepsiyi bıraktı. Tv üstünden ona gülümseyen Şükrü*ye bakıp gülümsedi. Bazı şeyler hiç eskimiyordu. Zaman geçse bile eskimesine izin vermedikten sonra eskimiyordu. İlklerin acısı hep varolurdu…
Lacivert kanepesine uzandı. Dizlerini karnına çekti. Akan gözyaşlarını silmeden gözlerini yumdu. Şimdi sıra en sevdiği andaydı.
Hayal dünyasına yolculuğunda!
İstediği şekilde davranıp istediğine sahip olduğu tek yer.
Peter Pan*ı gelip elini tuttu.
O olmasaydı katlanamazdı hiçbir şeye…
Superman*den sonra…

mermicek   03 Aralık 2009 18:13  

Zamanın birinde küçük şirin saf mı saf bir kız yaşarmış .
O kadar temizmişki yüreği o kadar habersizmiş ki dünyadan.
O kadar sevgi doluymuş ki .
Karşılıksızmış da sevgisi .
Sevgisi içine sığmamaya başlayınca biriyle paylaşmaya karar vermiş.
Derken yüreğinee ilk kara çalınmış küçük kızın.
Bir insan nasıl sömürülür, onu öğrenmiş ilkinden...
Yeminler etmiş kendine, kanmicam demiş.
Derken yeni bir ateş düşmüş kalbine.
Bu defa bambaşkaymış .
Beyaz atlı prens diye bişey varsa, bu odur herhalde diyormuş kendisine.
Bakmaya kıyamıyormuş canına...
Elini ne zaman tutsa ilk günkü gibi titrermiş içi.
Ama aşkı yetmemiş yine...
Kaybetmemek için ne varsa yapmış.
Ruhunu yaralamış her defasında ama yine de yapmış .
Ama olmamış, yine kaybetmiş küçük kız.
Küçük kızın kendi küçükmüş evet ama ruhu ı ıhh...
Büyük kaybından sonra kız bırakmış kendini...
Bomboşmuş.
Öyle bir boşluk ki hiç dolmayan cinsten.
Tabi kız dünyasında yalnız değilmiş.
Bir sürü kötu kahraman sarmış etrafını.
Herbiri bir parçasını götürmüş.
Gariptir ki kız onları da sevmiş bir şekilde.
Aptal değilmiş ama hep nedensiz güvenmiş.
Körü körüne inanmış.
İnanmak istemiş, karşılıksız sevginin varlığına
Belki bu defa, belki diğerinde, belki belki diye diye hırpalanmış.
Sevgiden vazgeçmiş, saygı bile görmemiş değer verdiklerinden.
Hepsi ayrı yakmış küçük kızın içini.
Artık ne sevmeye takati kalmış ne güvenmeye...
Yine de kimseyi suçlamamış kız .
Hep kendini paralamış,
Hep kendıne yüklenmiş,
Yaşamış ama öylesine, kalbi kırık, yarımı eksik...

nui   09 Aralık 2009 23:50  

teşekkür ederiiiim nuicim

mermicek   10 Aralık 2009 19:03  
 

son cevherler

topluluğa son katılanlar

  1. sevilkedisi
  2. krober
  3. Meiko Kaji
  4. NorwegianForestCat
  5. zlm
  6. seker kiz
  7. nui
  8. Amande
  9. jazzcan
  10. hdemirhan
  11. AliciA CarmeN
  12. dharma bum
  13. baysful
  14. olumuolmedenanlama
  15. senemxx
  16. sunshine13

tümü »
rapor et bu topluluğun kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage